Bir adam vardı…
Birini tanıdı ve tanıdığı ondan vermek istemediği bir şeyini aldı,,
karşılığında hiçbir şey vermedi..
Adam ondan nefret etti…
Birini tanıdı ve tanıdığı ona hiçbir şey vermedi,,
hiçbir şey almadı..
Adam onu sadece sevmedi…
Bir başkasını tanıdı ve tanıdığı ona istediği bir şey verdi,,
karşılığında sadece bir şey aldı..
Adam onu sevdi…
Sonra bir başkasını tanıdı ve tanıdığı ona istediği çok şeyi verdi,,
karşılığında çok şey aldı..
Adam ona tutuldu…
Sonra bir başkasını tanıdı ve tanıdığı ona istediği her şeyi verdi,,
karşılığında hiçbir şey almadı..
Adam ona taptı…
Ve adam kendisine aşık oldu;
Çünkü kendisi olmasaydı bu verilenlerin hiçbir anlamı olmayacaktı..
Hatta verilenlerin değil verenlerin de anlamı olmayacaktı…
Erdal DEMİRKIRAN
"Erdal Demirkıran,, burada insanın sadece kendisine
aşık olabileceğini savunuyor.. İnsanların birbirlerine
duyduğunu zannettiği aşk ın ise tutku olduğunu söylüyor..
Yani insanın sevdiği,, sevmediği,, nefret ettiği,, tutulduğu
şeylerin temelinde yatan sebep insanın kendisine olan aşk'ıdır..
Herkesin kendisine göre yorumladığı aşk kavramına farklı
bir bakış açısı daha kazandırıyor yazar...
Aşk öyle bir şey ki herkese göre fakrlı bir tanımı var..
Yine kaba bir hesap yapalım.. Bu defa dünyada 6 milyar insan
olduğunu düşünülelim.. Bu 6 milyarın %99.99 u aşk'ı tatmıştır
veya tadacaktır,, hepsinin de aşk'ı kendisine göre tanımladığını
varsayarsak,, aşk'ın 5.999.400.000 tane farklı tanımı vardır..
Bu da aşk'ın ne kadar karmaşık bir şey olduğunu gösteriyor bize..
Bu kadar farklı tanımı olan ve herkes tarafından bilinen ama
hangi tanımın doğru olduğu bilinmeyen
birşey AŞK.. Çok ilginç..."
8 Kasım 2009 Pazar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)